Yazımın bundan sonraki kısmı spoiler içerir. Sherlock 2. sezon 3. bölümü izlemeyenler veya Sherlock Holmes hikayelerini henüz okumayanlar bundan sonrasını okumasa daha iyi olur.
Sherlock Holmes'un, hikayelerde Moriarty ile birlikte ölüme atladığı yerdir Reichenbach. James Moriarty'yi alt etmenin yolu, bu şelaleden atlamaksa eğer, Sherlock Holmes bunu gözünü kırpmadan yapardı, nitekim yaptı da. Aslında Reichenbach Fall, Sherlock Holmes'un son hikayesiydi/yaşantısıydı Conan Doyle için. Bunun sebeplerinden bazıları, Sherlcok Holmes karakterinin Conan Doyle'un önüne geçmesiydi. İnsanlar Sherlock Holmes'u gerçek bir kişi sanmaya başlamaştı, böyle bir danışman dedektifin varlığına inanmışlardı. Conan Doyle'un varlığı gün geçtikçe yok olmaya başladı, dünyadaki Holmes severlerde. Mary Wollstonecraft Shelley denince kimin aklına Frankenstein gelir ki? Yahut Frankenstein'in aslında tıp öğrencisi olan Victor Frankenstein..
Sir Arthur Conan Doyle'da da durum böyleydi. O da bu işe bir son vermek istedi ve Sherlock Holmes'u, en büyük düşmanıyla birlikte "öldürdü". Tabi Sherlcok Holmes galip mi sayılırdı, mağlup mu Moriarty karşısında..? Bu her zaman tartışmaya açık bir konu olarak kaldı. Bir gerçek var, o da Conan Doyle'un Sherlock Holmes hayranlarınca büyük bir tepki almasıydı. Protestolar, sokaklara dökülen insanlar, Conan Doyle alehine pankartlar bitmek bilmemiş o günlerde. Conan Doyle da bu tepkilere daha fazla dayanamayarak Sherlock Holmes'u "canlandırıp", kaldığı yerden devam etti hikayelerinde.
Gelelim Sherlock dizisindeki "The Reichenbach Fall"a. İnanın bu kadar farklı işleneceği aklımın ucundan geçmedi. Tamam Sherlcok dizisi, hikayeleri oldukça farklı işliyor, bunu "a Scandal im Bohemia" ve "Hound's of Bakerville"de çok açık bir şekilde gördük. Hikayelerin özü aynı kalırken, işleniş şekli tamamen farklıydı.
Ben açıkçası Reichenbach Fall gibi Sherlock Holmes serüvenlerinde çok önemli ve özel bir yeri olan bu hikayenin, kitaptaki gibi bire bir aynı işleneceğini düşündüm.. Bu konuda baya bir ters köşe olduk.
Sherlock 2. sezon 3. bölüm- The Reichenbach Fall
Jim Moriarty ile Sherlock Holmes'un Valse'iydi bu bölüm. Özellikle Moriarty'ye doyduk resmen Reichenbach Fall'de. Andrew Scott (Moriarty) gerçekten müthiş bir oyunculuk çıkartmış, efsane bir karakter yaratmış. Televizyon dizilerinde açık ara en etkileyici, en farklı kötü adam olmaya başardı sadece bir bölümle Andrew Scott.
Bölüm John Watson'un psikoloğuna "Sherlock öldü" demesiyle başlıyor ve 3 ay önceye bir flashback yapılıyor. Şaşırtıcı bir şekilde giriş yapıldı Reichenbach Fall'a.. Sherlock ölecek mi ölmeyecek mi sorusunu en başından cevapladı ve herkes bu bölümü izlerken "o an"ı bekledi.
Bu bölümle birlikte şuna kesin kanaat getirdim. Hikayelerdeki James Moriarty ile Sherlock dizisindeki Jim Moriarty aynı karakterler değil. Bir tanesi yaşını başını almış, matematik profesörü olan ve usta bir boksör olan James Moriarty, diğeri psikolojik sorunları bulunan, hayatın sıkıcılığını kendine dert etmiş ve kendisini herkesten ama herkesten üstün göre Jim Moriarty. Bu bölümde Moriarty mahkemeye çıkarıldığında -normalde- ülkenin en ünlü profesörü olarak çıkması gerekirdi ama bu konuda ufak bir cümle dahi edilmedi. Hatta ve hatta mahkeme Sherlock Holmes'u, Moriarty'nin tanımlaması için ilk duruşmaya çağırdı.
Moriarty bu bölümde ülkenin güvenlik açısından en sağlam, girilmesi imkansız denilen 3 yere aynı anda "her kapıyı açabilen ufak bir bilgisayar yazılımı" ile girdi ve kendini bilerek yakalattı. Bunu yaparak Sherlock ile arasındaki "oyunu" başlatmış oldu.
Şimdi uzun uzun bölümü anlatmak istemiyorum ama şuraya gerçekten her karesini yazabilirim ve yazarken bir an olsun sıkılmam.
Moriarty, Reichenbach Fall (Reichenbach düşüşü) tablosunu (Sherlock Holmes'un bir anda tanınmasını sağlayan dava) her anlamıyla işledi Sherlock Holmes üzerine. Bu düşüş sadece fiziksel bir düşül değild, aynı zamanda Sherlock Holmes'un yavaş yavaş düşüşüydü. Moriarty insanların aklına bir şüphe tohumu ekti, "Sherlock Holmes suçları kendi işleyip, kendi mi çözüyor" düşüncesi Watson'un bile başlarda kafasını karıştırdı. Sherlock Guy Fawkes'e selam edip dizide "fikirleri asla öldüremezsin" diyor. O da herkesin kafasına şüphe tohumları ekilmesinin tehlikesini anlıyor çünkü.
İzleyicileri asıl şok eden bölüme gelelim. Bu sefer Reichenbach yerine, Molly'nin çalıştığı hastanenin çatısında gerçekleşti meşhur buluşma.
Moriarty kapıları açan bir yazılım olmadığını söyledi ve Holmes'a "işte senin problemin de bu, sen her zaman her şeyin fazla zekice tasarlanmış olduğunu sanıyorsun, olayların basitçe gerçekleştiğini kabul etmiyorsun" diyerek o 3 yere sadece insan yardımıyla (şantaj yaparak) girdiğini anlatıyor.
Tüm hikayeyi anlattıktan sonra Moriarty, Sherlock'un intihar etmesini istiyor. Bunu bu kadar rahat istemesinin sebebi, herkesin Sherlock Holmes'u sahte bir dedektif olduğuna inanmasıydı. Keza Moriarty de kendi ismini, varlığını, doğumunu tüm sistemlerden sildirdi ve Richard Brook (müthiş bir kelime oyunu, yazanların gerçekten zekalarına kurban= Richard Brook, İngilizce Reichenbach anlamına geliyor; Reich(Rich)Bach(Brook) adı altına amatör bir oyuncu olarak var etti kendini tüm arşivlerde, devlet kayıtlarında vs. Yani Sherlock Holmes'un Moriarty'si, Sherlock Holmes tarafından uydurulmuş bir karakter olarak girdi insanların beynine.
-Not: Moriarty suç baronlarına "her kapıyı açan yazılım"ın Sherlock'un evinde olduğunu söylemiş. Bunun üzerine Sherlock'un peşinde dünyanın en profesyonel 4 suikastçisi takıldı-
Sherlock tam atlayacakken karşı bir hamle yaparak Moriarty'nin karşısına geçip "böyle bir yazılımın olmadığı gerçeğini ben de belli etmem ve böylece suikastçiler yazılımı ele geçirene kadar beni öldüremez" gibi bir laf etti (tam olarak böyle değildi gerçi). Moriarty bu hamle karşısında gurur dolu bir hal aldı. Yavaş yavaş Sherlock'un da "tek düze ve sıradan" bir insan olduğuna inanmaya başlamıştı çünkü. "Sen meleklerin tarafındasın" diyordu Moriarty, Sherlock için. Sherlock da "ben hep meleklerin tarafındayım ama bir an olsun onlar gibi olmadım" derken Moriarty'ye açıkça göz dağı verip tehdit ediyordu. Tam o anda, birçok kişi gibi Sherlock'un Moriarty'yi çekip, çatıdan beraber atlayacaklarını düşündüm. Fakat Moriarty bu sözler üzerinde resmen sevinçten çıldırdı ve Sherlock'la vedalaşıp elini sıktıktan sonra silahını çekip intihar etti. "Sen bensin".. Hikayede Sherlock Moriarty'yi alt edebilmek için gözünü kırpmadan atladı o şelaleden. Bu sefer Moriarty, Sherlock'u "kesin bir şekilde" yenebilmek için intihar etti.. Tabi amatör oyuncu Richard Brook olarak.
Tüm bunların şokunu atlatamadan Sherlock çatının kenarına geldi ve aşağıda taksiyle henüz hastaneye ulaşmış olan Watson'u aradı. Watson'la bir veda konuşması yaptıktan sonra, Watson'un gözü önünde çatıdan atladı. Watson, Sherlock'un düştüğü yere koşmaya başladı fakat bir bisikletliye çarparak yere düştü. Sherlock'un yanına ulaştığında çoktan insanlar cesedin etrafına toplanmıştı, hastane görevlileri de öyle.. Watson, kendinde olmadan, Sherlock'un nabzını ölçtü 2-3 saniyeliğine ve diğer insanlar tarafından geri çekildi, Sherlock da sedyeyle -büyük ihtimalle- hastahane morguna doğru yol almaya başladı.
Hikayede, Mycroft, Sherlock'un ölmediğini biliyordu fakat dizide bunun ucu açık bırakılmış. Malum, Mycroft Moriarty'e, bilgi karşılığı, Sherlock'un hayatını anlattı zayıf noktalarını vs.
3. sezonda olası bir Mycroft- Sherlcok savaşı görebiliriz aslında.
Neyse.. Asıl konu Sherlock'un nasıl kurtulduğu. Aklıma The Prestige filmindeki söz geldi bu bölümü izledikten sonra. İllüzyon 3 kademeden oluşur. Giriş- Gelişme ve Sonuç. İzleyiciyi sadece giriş ve gelişme bölümünde aldatabilirsin, sonuç bölümünün keyfini çıkarırsın.
Biz de Sherlock'un atlamasını Watson'un gözünden gördük. Sadece atlıdığını gördük ama düşme anını ve sonraki bir kaç dakikayı göremedik çünkü o sırada Watson kendisine çarpan bisikletinin yüzünden yerde yatıyordu.
Benim teorim şu: Sherlcok bu bölümde zaten Molly ile bi' işler çevirdi, burası malum. Sherlock atlayışı yaptıktan sonra ya aşağıda duran kamyon/otobüs (ki düştükten sonra bu araç bir anda yok oldu) üstüne attı kendini, ordan da yere, ya da bir şekilde (bir mekanizmayla) atlayışını belli bir mesafeden sonra frenledi ve ciddi yaralanabileceği ama ölmeyeceği riskli bir atlayış yaptı. Kesin olarak gördüğüm tek şey Sherlock'un atladıktan sonra ölme ihtimalinin, yaşama ihtimalinden daha fazla olduğu ama Sherlock Holmes'un bu riski göze aldığıdır.
Son olarak, gel de bir yıl bekle.... :)


eline sağlık
YanıtlaSilteşekkür ederim.
YanıtlaSilevet, hikayelerde adı "the final problem" olarak geçmekte. o kısmı atladım, teşekkür ederim nazik uyarın için.
YanıtlaSilGüzel yazmışsın eline sağlık ancak yazının sonunda değindiğin ciddi yaralanma konusunda sana katılmıyorum. Riski göze alarak atlayabileceği doğrudur bunda hemfikiriz ama hemen finalde görüldüğü sahnede herhangi bir problemi gözükmüyor... Burada Molly ile birlikte "Sherlock"vari bir dümen döndüğü belli ama yaralanmadığı kesin. Dediğin gibi gelde 1 sene bekle şimdi...
YanıtlaSil